|
|
| Biyografiler Ünlü Kişilerin Biyografilerini bu bölümde paylaşabilirsiniz... |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
#1
|
|||||
|
|||||
Gazanfer Özcan kimdir-Gazanfer Özcan hayatı
biyografisiGazanfer Özcan (d. 27 Ocak 1931). Tiyatro ve sinema sanatçısı.İlkokulu Cihangir Firuzağa İlkokulu'nda ortaokulu Beyoğlu Ortaokulunda liseyi Beyoğlu Taksim Erkek Lisesi'nde tamamladı. Lisedeyken oynadığı "Hisse-i Şayia" adlı oyundaki Bican Efendi rolüyle tiyatroyla tanıştı. İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları'nın Çocuk Bölümü'ne katıldı. 1955 yılında Komedi Tiyatrosu'nda oynanan Mahallenin Romanı oyunu tiyatro yaşamının dönüm noktası oldu. Bu oyunda rahatsızlanan Reşit Gürzap'ın yerine sahneye çıkıp başarılı olunca kadroya girdi. 1962 yılına kadar hem çocuk tiyatrosunda hem yetişkin oyunlarında görev aldı. 1962 yılında Gönül Ülkü ile evlendi ve Gönül Ülkü-Gazanfer Özcan Tiyatrosu'nu kurdu. 50'li 60'lı yıllarda çok sayıda sinema filminde de rol alan Gazanfer Özcan uzun bir süre sinemaya ara verdikten sonra 2000yılında çevrilen Komiser Şekspir filmi ile sinemaya döndü. Pek çok dizide de rol aldı. Kuruntu Ailesi adlı dizideki Hüsnü Kuruntu rolü ile tanındı pek çok yapımda ailenin babası rolünü üstlendi. Avrupa Yakası adlı dizideki Tahsin Bey rolü ile de "baba" rolünü sürdürdü.1998 yılında Kültür Bakanlığı'nca verilen Devlet Sanatçısı unvanını almıştır. Filmleri * 1952 İngiliz Kemal Lawrence'e Karşı * 1953 Çeto Salak Milyoner * 1954 Fındıkçı Gelin * 1954 Aramızda Yaşıyamazsın * 1954 Şimal Yıldızı * 1958 Allı Yemeni * 1959 Sevdalı Gelin * 1959 Garipler Sokağı * 1961 Biz İnsan Değil Miyiz * 1961 İki Damla Gözyaşı * 1961 Utanmaz Adam * 1961 Naciyem * 1961 Minnoş * 1961 Yedi Günlük Aşk * 1961 Külkedisi * 1962 Damat Beyefendi * 1962 Şaka Yapma * 1963 Avare Şoför * 1970 Vur Patlasın Çal Oynasın * 1971 Çılgın Yenge * 1975 Televizyon Çocuğu * 1975 Tokmak Nuri * 1975 Ah Nerede Vah Nerede * 1975 Dam Üstüne Çul Serelim * 1992 Burnumu Keser misiniz? * 2000 Komser Şekspir * 2005 Keloğlan Kara Prens'e Karşı Diziler * 1986 Kuruntu Ailesi (Hüsnü Kuruntu) * 2002 Başımıza Gelenler * 2003 Baba * 2004 Avrupa Yakası Kullanıcı İmzası İMZA DENİNCE AKLA===>![]() Bağımsızlık Benim Karakterimdir! FreshMekan.com on Facebook |
|
#3
|
||||
|
||||
Bizim işimiz eğlenmek değil eğlendirmek
Sadece kayıtlı üyeler Linkleri Görebilir.Kayıt olmak için tıklayınız. Başarılı oyuncu Gazanfer Özcan'ın Avrupa Yakası'ndaki 'Tahsin' karakteri çok sevildi. Kendisi de bu karaktere çok alıştığını söylüyor. Sette ziyaret ettiğimiz oyuncuyla öğle yemeği arasında mini bir röportaj yaptık Yılların tiyatrocusu Gazanfer Özcan tiyatroya olan aşkı yüzünden hiç başka bir şey yapmayı düşünmemiş. Dizi projesi kendisine geldiğinde ilk başlarda eşinden ayrı bir projede yer almayı içine sindirememiş. Ama setteki diğer oyuncular ona bunu hiç hissettirmemiş. Bu nedenle 'İyi bir uyum yakaladık' diyor. En büyük isteği ise 14 yıl süren Kuruntu Ailesi'nin yeniden yayınlanması...Avrupa Yakası çok seviliyor. Hümeyra Gülse Birsel ve Ata Demirer ile aslında çok farklı tarzlarınız olmasına rağmen çok güzel bir uyum sağladınız. Dizideki karakterler çok güzel oturdu. Hangi ortak noktalarda birleşiyorsunuz diğer oyuncularla?Aslında projeye ilk başladığımız zaman biraz korktum. Uyum sağlayabilecek miyim diye endişelendim. Bir de ilk kez eşimden ayrı bir projede yer alıyorum. Ama sağolsun ekipteki arkadaşlarım bana bunu hiç hissettirmedi. Dizi gerçekten de çok sevildi. Şimdi çok huzurlu ve mutlu çalışıyorum. Şimdiki gençler çok yetenekli ve bilgili. Mesela Gülse Birsel yaşıtlarına göre çok aklı başında eğitimli terbiyeli teknolojiden anlayan prensip sahibi bir insan. Gençlerin dil bilmeleri de çok önemli. Pek çoğu kendini geliştiriyor.Sette eğleniyor musunuz? Prensipleriniz var mıdır? Sette eğlenmek kavramına ben biraz karşıyım açıkçası. Çünkü bizim işimiz eğlenmek değil eğlendirmek. Buraya eğlenmek amacıyla da gelinmeyeceğine inanıyorum. Ben buraya rolümü oynamaya geliyorum. Özel prensiplerim yok. İşimi yapıp gidiyorum. Tahsin Bey karakteriyle aranızda benzerlikler var mı? Elbette var. Aile kavramı ön plana çıkınca elbette benzerlikler oluyor. Son zamanlarda çok sayıda yerli diziler yapılıyor. Dizilerin kadrolarında da sıklıkla tiyatrocuları görüyoruz. Yönetmenler tiyatroculardan vazgeçmiyorlar. Ekiplerin ağır topları da tiyatrocular oluyor hep. Siz bu konuda neler düşünüyorsunuz? Evet iyi de yaptıklarını düşünüyorum. Genç ve çok yetenekli arkadaşlarımız var. Ama bunun yanı sıra tiyatroculara da kadrolarda yer vermek gerektiğine inanıyorum. Bazı diziler uzun soluklu olamıyor. Oysa bir dönem sizin yaptığınız Kuruntu Ailesi çok uzun yıllar izleyiciyle buluşmuştu. Sizde neden başarılı olunamıyor senaryolar mı eksik kalıyor?Bunun pek çok nedeni olabilir. Ama biz Kuruntu Ailesi'nde aile olgusunu ön plana çıkartmıştık. Bu nedenle de çok sevildiğini düşünüyorum. Yeniden yayınlanması için TRT'ye istekte bulunduk. Ama kabul edilmedi. Çok fazla da üzerinde durmadık. Ben yeniden yayınlanmasını isterim. Kadın oyuncular yaşlandıklarında dizi ya da filmlerde hep anne ya da anneanne rollerini alıyorlar. Bu konuda erkekler daha mı avantajlı? Olabilir. İster istemez böyle durumlar oluyor. Ama bu yaşam şartlarından kaynaklanıyor. Bir dönem bizim oynadığımız roller için gençler tercih ediliyor. Son derece doğal bir durum aslında. Geçenlerde Müşfik Kenter boş s alonu karşısında görünce ağlamış.Sizin başınızdan hiç böyle bir şey geçti mi? Tiyatrodan vazgeçmeyi hiç düşündünüz mü? Elbette zaman zaman bizde çok zor dönemler geçirdik. Ama o zamanları hep tiyatroya sevgimiz sayesinde görmezden geldik. Ben bu işten vazgeçmeyi hiçbir zaman düşünmedim. Çünkü inanılmaz bir aşkla bağlıyım mesleğime. Sizce bugüne kadar hangi yönetimde tiyatrolar iyi dönem geçirdi? Öyle bir ayırım yapmak doğru gelmiyor bana. Çünkü bizler işlerimizi yapan ve kendimizden pek renk vermeyen insanlarız. Ama şunu söyleyebilirim ki Turgut Özal tiyatroya karşı çok ilgiliydi. Hemen her oyunumuzu izlemeye gelirdi. Sağlık durumunuz nasıl? Çok şükür iyiyim. Ben çok uzun yıllar boyunca hiç doktor yüzü görmedim. Geçenlerde bir sağlık sorunum oldu ama onu da atlattım. Bir sefer de tüm borcumu ödemiş oldum. Yeni projeleriniz var mı? Dizi devam ediyor. Bunun dışında mutlaka Kuruntu Ailesi'nin yeniden yayınlanmasını istiyorum. Kullanıcı İmzası İMZA DENİNCE AKLA===>![]() Bağımsızlık Benim Karakterimdir! |
|
#4
|
||||
|
||||
Usta ile çırağın bayram muhabbeti
Bayram çocuklar için sihirli bir kelimedir. Ama büyüdükçe çocuklar için de bayramların büyüsü kaybolur. Bir gün gelir 'nerede o eski bayramlar' diyen kuşağın arasına karışılır. Zaman değişmiştir yıl boyu yoğun çalışma temposundan şehrin patırtısından gürültüsünden kaçmak kaçınılmaz hale gelmiştir. Bayramlarda evler boşalır tatil beldeleri ve oteller dolar taşar. Ancak tüm bu manzaranın aksine bayramdan kaçmayanlar da var. Meslek icabı zorunluluktan değil bayramı bayram gibi yaşamayı adet edindikleri için. Yılların tiyatro sanatçısı Gazanfer Özcan tiyatro sahnesine adım attığı günden beri çalışanlarıyla birlikte kendi tiyatrosunda bayramlaşıyor. Bayramda oyunlarına ara vermiyor. Usta tiyatrocuya genç bir tiyatro ve dizi film oyuncusu Esra Akkaya ile bayramdan birkaç gün önce de olsa bayramlaşmaya gittik. Mecidiyeköy'deki tiyatro salonunda tiyatro ve bayram hakkında konuştuk. Gazanfer Özcan - Rahmetli abimden kaynaklanır biz yılardır tiyatroda bayramlaşırız. Kendisi bizim tiyatronun müdürüydü simitler alıp gelirdi çalışan herkes biz de dahil alışmıştık toplanırdık. Tüm özel günlerde kutlamaları tiyatroda yaparız. Zaten tiyatro bizim asıl evimiz. Hatta ev biraz fuzuli gibi geliyor bana. Otele gider gibi gidiyoruz nasılsa. Esra Akkaya - Şimdi arkada bir oda olsa ne güzel olur değil mi? Gazanfer Özcan - Tabii. Şişli'deki tiyatromuzun üst katında ev tutsak derdim hep. En son giydiğim kıyafet hep bana zor gelir. Çünkü 10-15 dakika sonra eve gittiğinde çıkartacaksın pijamaları giyeceksin. Halbuki evin tiyatronun üst katında olsa ne güzel pijamalarınla çık yukarıya.Esra Akkaya -Tevfik Abi'nin (Gelenbe) öyleydi. Odası yatak odası şeklindeydi. Tiyatroya Tevfik Gelenbe'de başladım ben. Nasıl özenirdim o kulise. Bazen kapıyı aralık bulduğumda makyajını yapmasını seyrederdim. Büyülü bir dünya gibi gelirdi orası bana. Gazanfer Özcan -Tevfik bizimle beraber çalışırdı ilk başlarda. Dokuz yıl çalıştık. Sonra ayrıldı. Tiyatrosunu ayakta tutmak için Anadolu turneleri yaptı. Karış karış gezdi. Esra Akkaya -Ben hep bir tiyatroyla Anadolu turnesi yapmak istedim. Gerçi on günlük turne bile bugün için çok uzun geliyor. Siz gezmişsinizdir? Gazanfer Özcan -1951 senesinde dokuz ay dolaştım. Vahi Öz ile Muazzez Erdiken'le çıkmıştık. Üç tane Muazzez vardı o zaman: Katır Muazzez Çopur Muazzez Kürdan Muazzez. Erdiken Katır Muazzez'di ve kadroda daha kimler yoktu: Suat Sim Renan Fosforoğlu Alev Sururi ve daha kimler... Esra Akkaya -Kadroya nasıl dahil oldunuz? Gazanfer Özcan -Beni kandırdılar. Çok gençtim. Şehir Tiyatrosu'nda yeni başlamıştım. Kadrosuz olduğumuz için yazın çalışmamıza izin verirlerdi. İstanbul'dan başlayıp Edirne'ye kadar sürecek dediler. O niyetle çıktık. Esra Akkaya -Ama nasıl kandınız? Gazanfer Özcan -O zaman çeşitli taktikler vardı. Oyuncu tiyatroya aşıksa iyi rol verilirdi ya da iyi bir rol verileceği ima edilirdi. İşte biraz çapkınsa kumpanyanın en güzel kızını ona musallat ederlerdi. Esra Akkaya - Sizin zaafınız neydi? Gazanfer Özcan - Yani bir şekilde kandırdılar. Edirne'den çıktık Çanakkale'yi geçeceğiz sadece bir hafta dediler. Dönelim diyoruz. Turne çok başarılı oldu filan derken bir kaptırdık. Yanımda Nazif Şen vardı. Bir baktık Mardin'deyiz. Yedi ay olmuş. Nazif haritayı açtı İstanbul'dan Mardin'i karışladık dönmek ne mümkün. Yedi lira yevmiye alıyoruz büyük para. Şehir tiyatrosunda aylığımız 24 lira karşılaştırın. Esra Akkaya -Para da önemli ama tiyatroya duyulan aşk önemli bence. Şimdi tiyatroya o aşk kalmadı. Gazanfer Özcan - Bunun en büyük nedeni televizyon. Televizyon tiyatronun rakibi. Bir tiyatrocunun alması gereken parayı veremiyorsunuz. Bu açık. Eğer gerçekten seviyorsa tiyatro yapıyor yeni tiyatrocular. Esra Akkaya - Tiyatro eskisi gibi değil. Gazanfer Özcan - Benim girdiğim yıllarda Şehir Tiyatrosu'nun beşinci plandaki oyuncuları bile tanınırdı hepsi birer ustaydı. 12 yıl çalıştım orada. Ustalarımı görür ben de bu kadar kalabilecek miyim tiyatroda derdim. Şimdi geriye bakıyorum 51 yıl olmuş. Esra Akkaya - Maşallah. Darısı başıma. Tevfik Gelenbe'de başladığımda 13 yaşındaydım. Aynı soruyu sormuştum kendime 17 yıl oldu. Sahneye çıkmak fikri beni çok heyecanlandırıyor. Ağır ağır makyajını yapmak rolüne hazırlanmak sıranı beklemek bana kutsal bir rütüel gibi geliyor. Gazanfer Özcan - Benim kendi dileğim gerçek tiyatro adamının Allah gecinden versin oyun sonrası makyajını silerken ölmesi. Her şeyi bitirmişsin alkışı almışsın... Esra Akkaya - Ona yakın bir şeyi Ahmet Evingen'le yaşadık. Karşılıklı oynuyorduk Ahmet abi mide kanaması geçiriyormuş oyunu bırakmadı. Ne enerjisi ne yüzünde renk kaldı anladık bir terslik olduğunu ama sahneyi bitirdi. Kulise gitti oradan hastaneye. Gazanfer Özcan - Çok beyefendi bir adamdı. Uzun süre Kuruntu'da oynadı. Zaten oynamayanı saymak daha kolay o kadar çok insanla çalıştık ki... Esra akkaya - Ben oynamadım. Gazanfer Özcan - Ben emin olamıyorum artık. Oynadım desen doğrudur derim. Bana o da oynadı bu da oynadı diye hatırlatıyorlar. Ee tabi 16 yıl dile kolay. Esra Akkaya - Evet çok olmuş. Bizim dizi dokuz yıl oldu. Gazanfer Özcan - Dizilerin ya da tiyatronun ömrünün uzun olması sevgisiz saygısız olmaz. Tiyatroda kimsenin kimseye dargın olmaya hakkı yoktur. ESRA AKKAYA Bayrama badem şekeriyle başlar bütün gün yerim Şimdi mendil verilmiyor. Benim anneannem o mendilleri özenle katlardı içine de kağıt para koyardı. Mendille birlikte para da ütülenmiş olurdu. Renk renk mendiller biriktirir arkadaşlarımızla karşılaştırırdık değiştirirdik. Ben hala çok olağandışı bir durum olmazsa İstanbul'da olurum bayramlarda ve yine bayram ziyaretine ailecek babaannemin evinden başlarız kendisi rahmetli oldu ama halam yaşıyor o evde. Sabahın köründe badem şekeriyle başlarım bütün gün şeker yerim. GAZANFER ÖZCAN İlk ziyareti harçlığı bol Şaziye teyzeye yapardım Benim çocukluğumda erken kalkar bayramlıklarımızı giyerdik. Bayram namazından döndüğümüzde kapı zili beklenmeye başlanırdı. O zaman öyleydi sabahtan başlardı bayram ziyaretleri. Ben Cihangir'de doğdum büyüdüm. Karşımızda oğlu Rusya'da konsolosluk yapan Şaziye Hanım vardı. Onun harçlığı boldu. O yüzden ilk ziyereti ona yapardık. 1938-39'dan bahsediyorum şekerin kilosu 28 kuruş Şaziye Hanım 10 kuruş bayram harçlığı veriyor büyük para. Sonra anneanneme gider mendillerimizi alırdık. TİYATRODA BAYRAM KUTLAMASI Gazanfer Özcan - Eskiden bayramlarda şehir boşalmazdı. Turistik bir olay haline gelmemişti bayramlar. Bu durumun bir mecburiyetten kaynaklandığını düşünüyorum. İnsanlar o kadar yoğun çalışma içerisindeler ki buldukları her fırsatı değerlendiriyorlar. Başka türlü yorumlamak istemiyorum ben. Aslında kaçmak yanlış bir şey. Eskiden biz bayramlarda ek matineler yapardık. 1962-70 arasında seyircimiz katlanırdı. Sabahtan itibaren kuyruklar oluşurdu. Bunları yaşadık. Bayram seyircimiz çok farklı olurdu çok uzak yerlerden gelenler olurdu. Oyunu duymuştur ama fırsat bulamamıştır. Diyelim Bostancı'da oturuyor bayram tatili fırsat bilir gelir. Salon dolar taşardı ama yabancı seyirciyle. Aslında bizim tiyatronun kemikleşmiş seyircisi vardır. 35 senedir bizi seyreden insanlar var. Bu bayram da oyunumuz var. Bizim ömrümüzün büyük bir kısmı tiyatroda geçtiği için bayramlarımızı tiyatroda kutlardık. Mesela Adile (Naşit) Hanım'la aynı yaştayız biz. Rahmetli şeker getirirdi çocuklarımız da bu adete alışmıştı kutular büyük zevkle açılır içinde akidesi çikolatası tam çocuklara göre... Tiyatromuzun sahibi çok öyle geleneklere göreneklere bağlı birisi değildi ama bu alışkanlığımızdan o kadar etkilenmişti ki böyle çok büyük bir kutu çikolata yaptırmaya başlamıştı. Esra Akkaya - Ben Antalya Devlet Tiyatrosu'nda çalışırken tiyatroda kutluyorduk. Antalya İstanbul gibi bayramlarda boşalmıyor. Çok keyifli bayram oyunları oynadık. Bayramın ilk günü tiyatroda toplanır birbirimizle bayramlaşırdık. Aramızda para toplar şeker börek gibi bayramlık yiyecekler küçük hediyeler alıp çocuk esirgeme kurumuna huzurevine giderdik. Antalya'da geçirdiğim üç sezon boyunca hep böyle kutladık bayramı. Bölgelerde tiyatroyu daha yoğun yaşıyorsunuz zaten ailenizden uzaktasınız bayramı daha çok hissediyorsunuz.Kullanıcı İmzası İMZA DENİNCE AKLA===>![]() Bağımsızlık Benim Karakterimdir! |
|
#5
|
||||
|
||||
Sinemaya bir türlü ısınamadım
Sadece kayıtlı üyeler Linkleri Görebilir.Kayıt olmak için tıklayınız. Gazanfer Özcan tv dizilerinde oynuyor ama asıl işi tiyatro. Yeni oyunlar sahneleyebilmek için dizilerde oynuyor. Sinemayı ise hiç sevemediğini söylüyor Özcan. Hem de 20`nin üzerinde filmde rol almasına rağmen… Çocukluğumda önce sesi ile girdi hayatıma. O benim Alp dedemdi. Meşhur Alp dağlarının kızı Haidi`nin Alp dedesi. Sonraları Hüsnü Kuruntu tiplemesiyle hepimizin babası oldu. Şimdilerde ise `Avrupa Yakası` dizisinin sevimli aile reisi karakterini oynuyor. `Aslında bu benim rol yapmıyor kendimi oynuyorum` diyor. Yüzünün hiç gülmediğine de bakmayın öylesine duygu yüklü ki `O kadar başka şeylerle doluyum ki` diyor. Her insanın hayatından etkileniyor. `Vazifem değilken dert dinler derde çare olmak isterim gücüm yettiğince en ufak şeylerden bakışlardan davranışlardan mana çıkarırım ama sonunda da hep ben haklı olduğu kanıtlanır` demesi tam onun kişiliğini yansıtıyor. Peki bu durum onda üzüntü oluşturuyor mu? Oluşturmaz mı diyor tabii ki ama artık hayata karşı bağışıklık kazandık. Hayatımda keşke şu olsaydı dediğiniz ne var diye sorduğum da küçüklüğümden beri polis olmayı öyle isterdim ki diyor. Tek idealim oydu ama olamadım kader işte insan neler hayal ediyor ne oluyor … Nasıl tiyatrocu oldunuz? 1947`de Taksim Erkek Lisesi`nde yıl sonu müsameresine çıktım. İlk virüsü böylece almış oldum. İlk defa sahneye çıktığımda başarılı olduğumu söylediler. Çok kısa bir süre sonrada İstanbul şehir tiyatrolarına girdim. Allah da bana çok yardım etti. Büyük tiyatrolarda küçük rollerde oynamaya başladım. Sonra bir gün rahmetli Reşit Gürzap`ın Mahallenin Romanı`nda ki rolünü bana uygun gördüler. Çok ani 1 saat içinde hazırlandım ve çıktım. Bunun neticesi ne oldu? Hemen ertesi yıl Şehir tiyatrolarında kadroya alındım. 1962 ye kadar orada büyüklü küçüklü birtakım rollerde oynadım. Sonra 1962 de Gönül Ülkü`yle evliliğimiz gerçekleşti kendi adımıza bir tiyatro yapmaya karar verdik. 1962 -63 yılında ilk gönül ülkü Gazanfer Özcan tiyatrosunu kurduk. Önce Aksaray küçük tiyatroda sezon ortası aralıktan mayısa kadar çalıştık daha sonra Beyazıt AZAK tiyatrosunda 7 yıl çalıştık. Daha sonra Zincirlikuyu da Hodri Meydan tiyatrosunda bir dostumuz burada tiyatro yapın dedi oraya geçtikTiyatronuzu Şişli`ye ne zaman taşıdınız? Daha sonra 1972 de Şişli tiyatrosuna geçtik tam 21 yıl burada kaldık. Bu sebepten oranın bizim olduğunu zannetti çoğu kişi. Tiyatroyu kapattık ama pişman olduk Zannedersem bir ara tiyatroyu kapatmayı bile düşündünüz. Evet daha sonra bu işin olmaması gerektiğine dair bir kanı uyandı biz de. Ve tiyatro yapmak çok zor şartlar çok zor artık vazgeçelim bu işten dedik. Ama bir hafta sonra çok pişman oldum bende. İşte Veysel Üstün bey burasını çok asil bir şekilde bize sundu bizde beğendik sevdik ve genç bir kadroyla burada yeniden başladık tiyatro yapmaya. Allah mahcup etmez inşallah. Yani bu işe ara vermek falan olmaz. Ömrümüz yettikçe tiyatro yapacağız. Şişli`yi tercih etmenizin bir sebebi var mıydı? O zaman müsait bir salondu teklif geldi uygundu tercih ettik. Bir de o zamanlar Şişli sinemalar ve tiyatrolar semtiydi. Tiyatronun önemini yitirmesini hangi sebebe bağlıyorsunuz? Herkes gibi biz de televizyondan çok etkilendik. Çok sarsıntılar geçirdik. Yine zaman zaman oluyor böyle sarsıntılar... Ama biz bu sıkıntıları yaşadığımız için bağışıklık kazandık artık. Dışarıda ki bütün çalışmalarımızı tiyatroya kanalize ettik. Tiyatroyu ayakta tutabilmek için bütün gücümüz ile çalışmaktayız. Allaha çok şükür ki oyunlarda hiç başarısızlığa uğramadık. Hangi oyun diye sorsanız hepsinin yeri ayrıdır bir ayırım yapmam da mümkün değil derim. Siz nelere gülersiniz kendinize gülüyor musunuz mesela? Ben çok gülen bir insan değilimdir. İşte gördüğünüz gibi. Hatta hiç gülmem. Ama çok güldürüyorsunuz. Çok güldürme iddiam da yok. Görevimi yapıyorum Öyle ağzımdan bal akan bir insan da değilim. Şimdi biz de bütün yeni dizileri seyrediyoruz. Ne yapmışlar bakalım değil mi? Sinema tiyatroya eş değer değil Sinemayı sever misiniz? Ben sinemayı başından beri hiç sevemedim. Belirli bir ölçüsü olmayan bir ilişki gibi geldi bana. Birazda insanların birbiri ile olan ilişkileri pek tutarlı gelmedi bana... En kötüsü de zaman mefhumu yok. Bir de benim çok yabancı olduğum bir teknik. Benim tiyatroyla eş değer de değil... Sevemedim işte. Ben onu sevmediğim için o da beni sevemedi. Tiyatroda seyirci ile göz gözesiniz. Anında verdiğinizi anında alma imkanınız var. Sinemada bu yok. Buna rağmen yine de 20- 25 film de oynadım. Devletin desteği var mı tiyatrolara? Vermesine veriyor da biz de öyle çok zengin bir devlet değiliz ki ama olacağız inşallah. İşte kendi verebildiğince yardım da bulunuyor. Ama verilen para iki haftalık tanıtım parasıdır reklam tanıtımı bunlar çok para tutuyor hele sezon başında dekora tanıtıma muazzam paralar gidiyor. İşte sadece 2-3 hafta onu kullanabiliyoruz ondan sonra çalış babam çalış. Bundan önceki oyununuz Kiralık Daire beklenen ilgiyi gördü mü? Çok şükür gördü bir tekrardı yine de beklenen ilgiyi gördü. Bütün şartların ters olmasına rağmen mesela Ramazan falandı Bizin talebeliğimizde tiyatro çok önemliydi. Hatta tiyatroya gitmek bir ayrıcalıktı. Bizim talebeliğimizde de Salı günleri dram tiyatrosunun talebe günleriydi. Perşembe günü de komedi tiyatrosunun talebe günü olurdu. Böyle etkinlikler vardı bütün talebeler için o günün bir önemi vardı. Hepimizin eli ayağı titrerdi gayet anlayışlı görgülü kültürlü seyircilerimiz vardı çok heyecanlanırdık onların karşısında. Şimdi çok kolaya alıştık tembelleştik. O zamanki 10 seyirci yerine şimdi 3 seyirci zor geliyor. Sebep biraz da ekonomik olabilir mi? Tabii 5 kişilik bir aile gelse 100 milyon TL verecek yani neredeyse bir haftalık mutfak masrafı ama biletleri aşağı çekmenin imkanı yok. Biz bunların bilincindeyiz ama çok zor. Kullanıcı İmzası İMZA DENİNCE AKLA===>![]() Bağımsızlık Benim Karakterimdir! |
| Etiketler |
| biyografisi, gazanfer, hayatı, kimdirgazanfer, Özcan |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Gazanfer Özcan'ı Kaybettik | aixan | Güncel haber, İlginç,Garip Olaylar.... | 1 | 17-Feb-2009 11:47 PM |